07 Ekim 2007

İ’ TİKÂF (2)




Hazırlandım
Ölüme gider gibi
Arındım
Teneşire yatar gibi

Hafif ve rahat giyindim
Şile bezi gömlek
Bol pantolon
Kâbe’ye yürür gibi

Dostlara selam verdim
Ellerini tuttum
Helallik istedim
Gönlümü parçalar gibi

Kitabımı aldım
Lokman öğüt verdi
Hayatın sırrı namaz dedi
Nur üzeri nur gibi

Yürüdüm huzura vardım
Pirim buyur etti
Yer gösterdi
Müşfik bir baba gibi

Herkes çekildi
Ben huzurda kaldım
Krem boyalı bir hücre
Hira Dağı Mağarası gibi

Bahçede sarı, pembe, kırmızı güller
Sokağımda garip kalaycı
Çıraksız tık tık eder
Çekiç ritim bulsa dönsem Mevlana gibi

Derviş Ali;
“Allah (c.c.) , Muhammed (s.a.v.)” der.
Bin abid kadar saf dili
Sorgusuz sıratta yürür gibi

Alnında secde izi
İlk safta değişmez yeri
Çayları şifa, bakışı derin
Kalbi aklından büyük gibi

Şafak sökememiş, hava karanlık
Tenimde bir damla, bulutlanmış sema
Aydın kuraklık mı; karanlık rahmet mi?
Soru sır gibi


Otobüs, dolmuş sesleri
Sürüklenen insan bedenleri
Hedefi şaşmış ok misali
O’ nu bilmeyen ok menzilden çıkmış gibi

Ne zaman ki günü namaz dilimler
Maddeyi zekât temizler
Güven artar, gönüller ısınır
İşte asrısaadet gibi

İki kapak arası yaşanmamış cümleler
Heybeler ağır yüklü
Yürümüyor ayaklar
Hayat elekten geçer gibi

0 yorum: